The Grand Tarabya


Yemek
8
Tatlı
8
Sunum
8
Servis
8
Ambiyans
10
WC
9

ADRES
Haydar Aliyev Caddesi No:154 34457 Tarabya/Sarıyer İSTANBUL



Daha Büyük Görüntüle
Google Haritalar'da Görüntüle

TELEFON
+90 212 363 3300


ÇALIŞMA SAATLERİ



REZERVASYON
Gerekli


Mar 2014
01

The Grand Tarabya : Semtin (Tarabya, İstanbul) En İyisi

Tarabya, İstanbul

Bazen şehir üstüne üstüne gelir insanın. Kaçıp uzaklaşmak istersin ama hayat gayesi izin vermez. Telaş içinde günler gelip geçerken bir değişiklik için fırsat kollarsın. İşte o fırsat benim ayağıma kadar geldi. :) Bumerang'dan The Grand Tarabya daveti gelince, tereddütsüz kabul ettim. Şehirden kaçmak için şehrin göbeğinde daha iyi bir yer bulabilir miydim?

Bilmeyenler için ön giriş yapayım. The Grand Tarabya, Eski Büyük Tarabya Oteli’nin yeniden yapılandırılmasıyla 2013’ün Şubat ayında hizmete girmişti. Eski Büyük Tarabya Oteli’ni hiç dünya gözüyle göremedim. Ama gerek annemin anlattıkları, gerek Yeşilçam filmleri sayesinde orada yaşamış kadar oldum. Şık misafirleri, baloları ve müthiş Boğaz manzarası dillere destan...

The Grand Tarabya hâlâ eskisi gibi ihtişamlı. Tarabya sahilinde giderken Boğaz'a bakmak yerine ona bakıyor insan.

İçeri girince otelin modern ve şık dekorasyonu göze çarpıyor. Çalışanlar son derece saygılı ve yardımsever. Hızlıca check-in işlemimi bitirip odama geçtim. Konakladığım oda numarası 907. Odaya girer girmez, mükemmel Tarabya ve Boğaz manzarasına vuruldum. Şansıma, hava sıcak olduğu için balkonda oturup manzaranın keyfini çıkarabildim. Bir yanımda Tarabya marinası, bir yanımda Boğaz manzarası. Huzurdan öte daha ne ister ki insan?

Manzaraya dalıp odanın dekorasyonunu es geçersem olmaz. Geniş bir oda olduğu için eşyalar ne kadar büyük olurlarsa olsun, boş alanlar fazla. Modern bir havada döşenmiş. Özellikle de banyosuna vuruldum. Banyo ile oda arasında cam bölme var. Dilerseniz, bu camı kapatabiliyorsunuz. Camın hemen yanında yer alan büyük banyo küveti en önemli öğe bence. Yoğun geçen bir günün ardından girildiğinde her şeyi size unutturacak cinsten. :) Hatta en iyisi ben susayım, fotoğraflar konuşsun...

The Grand Tarabya
The Grand Tarabya'dan tatlı bir karşılama ♥
The Grand Tarabya The Grand Tarabya
Göz alıcı banyosu Banyo ile odanın arasında kapanabilir cam var
The Grand Tarabya The Grand Tarabya
   
The Grand Tarabya The Grand Tarabya
   
The Grand Tarabya The Grand Tarabya
   

 Odama yerleştikten sonra öğle yemeği için R.E.A.D. Cafe&Bakery’e geçtim. The Grand Tarabya bayağı geniş bir alana yayılmış. Restoranlar lobiyle aynı katta olmalarına rağmen, lobiye uzaklar. R.E.A.D.’nin ismini çok beğendim. Akıllıca düşünülmüş. Öncelikle akılda kalıcı. Daha da ilginci, R.E.A.D.’nin açılımı Recharge, Eat And Drink. Ama aynı zamanda bu harfler bir araya geldiğinde Türkçesi “okumak” olan İngilizce “read” kelimesi ortaya çıkıyor. Mekanın ruhunu yansıtan bir isim olmuş kesinlikle.

R.E.A.D. Cafe&Bakery de otel gibi geniş. İnsanı kendinden geçiren tatlılarla bezenmiş bir büfesi var. Cafenin hem iç hem de dış mekanı var. İç mekanda duvarlar boydan boya kitaplıklarla kaplanmış. Hemen önlerinde divanlar yer alıyor. Mekanın ortasında ise masa ve sandalyeler var. İç mekan dışarıya nazaran daha sessiz.

The Grand Tarabya The Grand Tarabya
   

Dekorasyonu benden tam puan aldı. Gelelim yemeklerine. Geniş bir menü yelpazesi sunuluyor. Sıcak Başlangıçlardan Tarabya Spesiyali (19 TL) ve Sotelenmiş Humus Pide Ekmeği (35 TL)’ni seçerken Ana Yemekler bölümünden Etli Fajita (38 TL) tercih ettim. Tarabya Spesiyali ismiyle anılan kızarmış tavuklu sebzeli börek Çin böreklerini andırdı bana. Zaten yanındaki tatlı ekşi sosu bu duygumu daha da perçinledi. Kesinlikle tavsiye ettiğim bir yemek tabağı. Tavuk kuşbaşı soğan, kırmızı biber, havuç ve kaşar ile börek içinde servis ediliyor. Fotoğraf çekeceğim diye soğutmayın, sıcacık yiyin. Sotelenmiş Humus yemek tabağı kesinlikle tek başına yenmemeli. Porsiyonu en az 2 kişilik, özellikle de başlangıç olarak düşünüyorsanız. Üzerindeki kuzu etleriyle beraber sıcak servis edilen humus beğenimi topladı. Etli Fajita’nın en sevdiğim yanı, üstünde tüten dumanıyla beraber masama gelişini seyretmek. Etrafa yaydığı kokusu da cabası. Fajitanın yanında minik kaseler içinde soslar bulunuyor: ekşi krema, acı tatlı sos ve avokado püresi. En sevdiğim sos ekşi krema oldu. Yoğurt gibi tadı var.

The Grand Tarabya

R.E.A.D.’de müşteriler yaz/kış dışarıda oturmayı tercih ediyor. Kışın mantar ısıtıcılarla sıcaklık sağlanıyor. Özellikle Pazar kahvaltılarında yoğunluk yaşanıyor. 1 kişilik 55 TL, 2 kişilik 75 TL olan kahvaltı tabağı büyük talep görüyor. Ve tabii Boğaz manzarası için tercih ediliyor.

Yemeğimi bitirmeme rağmen uzun saatler boyunca R.E.A.D.’de oturdum. Orada oturup dinlenmek iyi geldi bana. Bazen zaman dursun, ne olduğunu bilmediğim bir şeyin peşinden koştururken durup dinleneyim istiyorum. Eminim siz de benim gibisiniz. Sürekli bir telaş içinde R.E.A.D. benim için zamanı durdurdu ve bu telaş içinde soluklanmama izin verdi. Hafif müzik eşliğinde insanın kafasını dinleyebileceği bir yer burası. Serbest çalışıyorsan, illa ofiste takılman gerekmiyorsa, kap bilgisayarını buraya gel ve işlerini buradan yürüt. Öğrenciysen, dersine burada çalışabilirsin. Dış mekan ise Tarabya marinayı ve Boğaz’ı izleyerek sevdikleriyle neşeli ve koyu bir sohbete dalmak isteyenler için uygun. Uyarayım, bir oturan bir daha kalkamıyor. Vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Keyifli bir öğleden sonra geçirdikten sonra daha da dinlenmek için Therapia SPA’nın yolunu tuttum. Yaklaşık 4500 m2’lik bir alana yayılan Therapia SPA, The Grand Tarabya’nın medar-ı iftiharı. Dilerseniz bakım, dilerseniz masaj terapileri yaptırabilirsiniz. Boğaz gören 2 VIP odası, Türk hamamı, buhar banyosu ve saunasıyla Therapia SPA ister sevdiğinizle ister tek başınıza mükemmel bir gün geçirmek için ideal. Benim tercihim 50 dk.lık Bali masajından (250 TL) yana oldu. Uzakdoğulu terapistler tarafından masajınız yapılıyor. (Ben Uzakdoğulu terapistime buradan da teşekkür etmek istiyorum. Uzun zamandır hiç bu kadar iyi Bali masajı yaptırmamıştım.)

Akşam yemeği için The Grand Tarabya’nın balıkçısı Limani Balık’a gittim. Gece ayazı olması sebebiyle içeride oturmayı tercih etsem de, havalar ısınır ısınmaz terasında oturmak için tekrar geleceğim. Anlatmaya başlamadan evvel, yemeğimin başlangıcından bitişine kadar benimle ilgilenen, sorularımı hiç sıkılmadan cevaplayan Mustafa FIRINCI Bey’e teşekkürler... Meze seçiminden ana yemeğe kadar beni şaşırtması için kendisine izin verdim.

Ortaya küçük yeşil zeytin tabağı ile sıcak servis edilen İstiridye Mantarı geldi. Akdeniz’den getirtilen mantarlar önce ızgarada pişiriliyor, sonra tereyağında bekletiliyor. Mustafa Bey, her müşterinin İstiridye Mantarlarını beğendiğini gururla söyledi. Gururlanmakta da hayli haklı! Bu aperatif tabak çok başarılı! Hiçbir şey istemiyorum, bana sadece bunu getirin dememek için zor tuttum kendimi.

Başlangıçlar bu kadar lezzetli olunca, meze beklentim yükseldi. Patlıcan Ezmesi, Dip Soslu Karides, Levrek Marine ve Kırmızı Biber ile sofram donatıldı. Normalde masanın favorisini seçerim ama bu dört lezzetli mezeden hiçbirini lezzet konusundan ötekinden üstün göremedim. Çok hafif hardalla yapılan Levrek Marine mezesinin sosu uzun süren bir süreçte hazırlanıyor. Bu lezzetli mezenin reçetesini aldım ancak evde hazırlamak yerine Limani Balık şefinin hazırladığını yemek daha işime gelecek. Çünkü mezenin hazırlanması çok meziyet gerektiriyor.

Salatalardan tercih ettiğim Domatesli Soğan Salatası oldu. Domates ve mor soğanla hazırlanan bu salatayı o kadar sevdim ki, yavaş yavaş yediğim için ana yemeğe kadar masada kaldı.

Sıra ara sıcaklara gelince, Mustafa Bey alışılmışın dışına çıkmamızı önerdi. Tereyağında Karides, Tavada Kalamar gibi sıradan lezzetler yerine farklı bir lezzet deniyor olacağım için sevindim. Aslında içerik olarak aynı ama hazırlanış açısından farklılık gösteren iki meze tattım : Deniz Mahsulleri Kokoreci ve Kağıtta Deniz Mahsulleri. Kokoreç yemeği, adından da anlaşılacağı üzere deniz mahsullerinin İstanbul usulü kokoreç şeklinde sunulmasından oluşuyor. Ahtapot, kalamar, karides ve levrek balığı aynı anda zırhlanarak sunuluyor. Kağıtta Deniz Mahsulleri ise, ahtapot, kalamar, karides ve levrek balığı güveçte mantarla pişirilerek getiriliyor. Bana sorarsanız, benim tercihim kokoreçten yana olur. 

The Grand Tarabya The Grand Tarabya
Deniz Mahsulleri Kokoreci Kağıtta Deniz Mahsulleri

Ana yemeğimiz ise akşamın sürprizi oldu. Mustafa Bey, en başından beri bir sır gibi sakladığı ana yemeği getirdiğinde yemeğin yapılışından da bahsetti. Şarap Soslu Lagos Balığı, muazzam bir süreçten geçerek misafirlere sunuluyor. Ve beğenmemek elde değil. Çok lezzetli.

The Grand Tarabya

Bu kadar yemeğin ardından daha fazla yiyemem desem de, İrmik Helvası’nı duyunca fikrim birden değişti. Ama iyi ki söylemişiz. Minik minik toplar halinde servis edilen helvayla birlikte bir kaşık vanilyalı dondurma kendinizi cennette hissetmenize yetiyor. Mutlaka ama mutlaka midenizde bu tatlı için yer bırakın. Sonra çok pişman olursunuz.

The Grand Tarabya

Limani'nin dekorasyonu balık temalı. Bir duvarı tamamiyle balık sırtından esinlenilerek oluşturulmuş. Renkler ise temadan bağımsız. Pembe, mavi ve süt kahvesi tonlarıyla oluşturulan masa ve sandalyeler canlı bir hava katmış mekana. Duvarlardaki büfelerde kullanılan biblolar yine deniz temalı. İstiridye, midye şekillerine sahip büyük biblolar kullanılmış.

The Grand Tarabya

Çalan müzik soft. Yemeğinizi yerken kafanızı şişirmiyor, size sevdiklerinizle sohbet imkanı sunuyor.

Aslında 2013 yılının Nisan-Mayıs aylarından itibaren açıklar ama sessiz sedasız kalmayı tercih etmişler. Önünden geçerken görülen Limani Balık’ın, müdavim kitlesinin az olmadığını belirteyim. Özellikle de yabancı müşterileri çok.

Limani Balık saat 23'e kadar açık.

Muhteşem bir akşam yemeğinden sonra, Mustafa Bey'in manzarasını çok övdüğü Diba Bar'a gittim. Mekan 2. katta. Gece olmasına rağmen ışıl ışıl Tarabya manzarası doyumsuz. Tabi bir de Boğaz manzarası var. Çalışma saatleri 17:30-01:00. Menüsünde uluslararası şaraplar, şampanyalar ve kokteyller var. Alkollü menünün yanında çay/kahve servisi de var.

Günün sonunda, odama çıktığımda uyumadan evvel son bir kez daha manzaraya baktım. İstanbul'un gecesi bile bir başka güzel.

Ertesi sabah uyandığımda balkonda manzaranın tadını çıkarmak isteyince, saat 10:00'da biten kahvaltıya anca yetişebildim. :) (İstanbul sisliyken ayrı bir güzel.)

The Grand Tarabya

The Grand Tarabya'da açık büfe kahvaltı The Brasserie'de veriliyor. Büfede sunulan her malzeme taze. Meyva suları taze sıkılmış. Boğaz, Tarabya Koyu ve Marina'nın muhteşem manzaralarıyla kahvaltımı yaptım. Bir de üstüne keyif kahvesi içtim.

 

The Grand Tarabya The Grand Tarabya
 

Check-out zamanı gelip çattığında The Grand Tarabya'dan evime dönmek istemiyordum. Şehrin karmaşasının içinde, kendime zaman ayırıp 2 gün hem lezzetli hem de rahatlatıcı bir tatil yapabilmiştim. Şimdi eve dönüp de ne yapacaktım? :( The Grand Tarabya, İstanbul'un merkezinde ama bir o kadar da uzağında aslında. Modern havası, mükemmel hizmeti ve kelimelerle anlatmaya yetmeyecek manzarasıyla müşterilerine adeta bir cennet yaşatıyor.

Peki kimler gitmeli? Şehrin karmaşasından uzaklaşmak, keyifli bir haftasonu ile tazelenmek isteyenlere ve romantik bir haftasonu geçirmek isteyen çiftlere şiddetle tavsiye ediyorum. Burada yapabilecekleriniz sonsuz. The Brasserie'de açık büfe kahvaltı ile güne başlayabilir; sıcak ve rahat bir ortama sahip R.E.A.D.'de kitabınızı okuyabilir, T Lounge'ta geleneksel akşamüstü çayınızı yudumlayabilir; Therapia SPA'da tüm dertlerden kurtulabilir ve Limani Balık'ta eşsiz bir gastronomi deneyimiyle günü kapatabilirsiniz. Gitmeyerek çok şey kaçırıyorsunuz. Benden söylemesi...

Yorumlar

Bu mekan için daha önce yorum yapılmadı. İlk yorum yapan olmak için tıklayınız.



Dilekita'yı Arkadaşına Öner


TAMAMDIR
Mekan için yorum yap


TAMAMDIR
Gizle
Yukarıya git Dilekita Facebook'ta @dilekitacom Twitter'da Dilekita Instagram'da Arkadaşına Öner RSS Google+'da Paylaş Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş
Göster